M
mineneanlatiyorGüvenli alanınız
Ana SayfaTopluluk
Giriş Yap
M
mineneanlatiyorGüvenli alanınız

Kusursuz bedenlerin, mükemmel annelerin cirit attığı yerlerde “yeterince iyi” kalabilenlerin toplanma alanı.

Keşfet

  • Hakkımda
  • Yazılar
  • Podcast
  • Yoga & Akış
  • Müzik Önerileri
  • Topluluk

Yasal & Kurumsal

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Şartları
  • Çerez (Cookie) Politikası

Bültene Katıl

Yeni içeriklerden ilk sen haberdar ol.

© 2026 MINENEANLATIYOR. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.

Made withbyDigitale
Geri Dön
4. Bölüm: Yavaşlamak ve Durmak
YazıWellness

4. Bölüm: Yavaşlamak ve Durmak

Mine Akkuş27 Aralık 2025143 dk okuma

Gündelik hayatta çocuklarımla, eşimle ve ebeveynlerimle olan iletişimimde yaşadığım tetiklenmeleri anlamak, uyku sorunuma bir nebze de olsa çözüm bulmak, zihnimi anda tutmak için çıktığım yolda yaşadığım beklenmedik bazı aydınlanmaları ve günlük pratiğimin önemli bir kısmını sizinle paylaşmaya geldim bugün.

Kalbinin sesini dinle

Bunu çok duydum hepimiz gibi, ama ne demek olduğunu bilmiyordum. Kalbim bazen olmayacak zamanlarda sıkışır benim. En mutlu olduğumu sandığım anlarda birden bire “büyük bir üzüntü yolda” diye fısıldayıverir. En güzel iltifatları aldığımda birden hızlı hızlı kan pompalamaya başlar ve kendimi “aslında makyaj yaptığım için o günlüğüne güzel göründüğümü, harika görünen ve bana çok yakışan kazağımı aslında çok uygun fiyatlı bir yerden geçen yıl aldığımı, gamzelerimin aslında bir kas eksikliğinden kaynaklandığını” açıklarken bulurum. Bütün bu tepkiler nerdeyse tamamen otomatiktir ve adeta bir refleks gibi dökülür kelimeler. Her şey burdaki garipliği fark etmemle başladı. Kalbimi dinlemiyor, vücudumun belki de çocukken öğrendiği savunma mekanizmalarını yetişkin bedenimle sorgusuz sualsiz devreye sokmaya devam ediyordum. Böylece kalbimi sıkıştıran her şeye yavaş yavaş kulak kabartmaya başladım.

İki düşün, bir söyle

Kendimi açıkladığım ve mazur göstermeye çalıştığım her an, bedenime hakim olan duygunun utanç olduğunu ve bu utancın da büyük bir kısmının kadın olmakla ilgili öğrenilip kalıplaşmış ve otomatik devreye giren yargılar olduğunu fark etmem uzun sürmedi. Kendime ve kadınlığıma düşmandım adeta ve bunu bana içinde yaşadığım toplum öğretmişti maalesef. Biraz yayılarak otursam hemen kendimi düzeltme ihtiyacı hissetmem mesela, bedenimin içinde rahat olmayı bilmediğimdendi. Bedenim benim rahatım ve mutluluğum için bana hizmet eden bir bütünden ziyade, toplumdan optimum düzeyde bir onay ve kabul görebilmem için kullandığım bir aygıt gibiydi.

Önce kendimi savunmayı bıraktım. İşgal altında değildim çünkü. Bedenime bunu öğretmem gerekiyordu. Yavaşladım, yavaşladım ve durdum. Bu sana garip, alışılmadık ve basit gelebilir. Ama sadece durdum.

İnsanın başına gelen tüm kötülükler, bir odada sessizce duramayışından kaynaklanır.

der Pascal.

Bazı akşamlar çocuklar uyuduktan sonra evin dağınıklığını, bekleyen görevlerimi sadece on dakika erteledim, boş ve sessiz bir odada sadece oturup bedenimin bana ve sadece bana ait olduğunu, kimsenin işgali altında olmadığını, yapılacak işlerin de “beni kovalayan bir ayı” olmadığını kendime telkin ettim. Düşünceler geldi, küçük panikler de onları takip etti bazen. Yargılamadım. Sadece izledim gelişlerini ve onları sahiplenmedim. Kaynağını bulmaya, iyileştirmeye de çalışmadım bir süre çünkü hastalık ya da kötülük değildi onlar. Zamanla vücudumu daha “bana ait” hissetmeye başladım, kontrol bendeydi, otomatik gelen tepkilerde değildi artık. Kalbimin sesini dinlemenin ne olduğunu az çok anlamaya başlamıştım.

Belki sen de bu akşam vücuduna bir iyilik yapıp sadece beş dakikalığına da olsa onun rahatını sağlamaya çalışırsın ve sonra bu sırada gelen düşünceleri bir kenara not almak istersin, ne dersin? Bu hafta bu düşüncelerimiz hakkında güvenli bir alanda özgürce konuşalım isterim. Beni nerede bulacağını biliyorsun.

Yorumlar

0 yorum

Yorum yapmak için giriş yapmalısın

Giriş Yap